Son günlerde Kartepe'de garip şeyler olmaya başladı. Bazı yerel medya kuruluşları otomatiğe bağlamış gibi saydırmaya devam ediyorlar.
 
İlginçtir bir önceki belediye başkanı'na "yerel hizmetler yapılmıyor" diye saldıranlar, bugün mevcut başkana methiyeler düzüyorlar.
 
Önceki başkan'a methiyeler düzenler de şimdi, mevcut başkan'a karşı sözde dik duruş sergileyip "aba altından sopa" gösteriyorlar.
 
Hele bir tanesi var ki, kendini ulusal bir basın kuruluşu gibi görüp diğerlerine salya sümük hakaretler yağdırıyor.
 
İhale alamadılar ya, ne veba'lısı kalmış ne de verem'lisi.
 
Bir diğeri evlere şenlik, sakın ola ki mevcut başkan hakkında eleştirel bir kaç cümle yazmayasınız.
 
Atış serbest. "Överken döğmek" taktikleri. Pastadan pay almak böyle bir şey galiba.
 
Şöyle geriye dönüp baktığınızda Kartepe'de bu boş ve anlamsız kavgalardan başka bir şey göremezsiniz.
 
Ezelde bir İlçe yönetimi oluşmuş, işi neredeyse emlakçılık seviyesine indirmişler, suni zenginler üretiyorlar adeta !.
 
Kaynak nerede diye soracak olsanız, Kartepe halkı ve Kartepe ilçe belediyesi beytül mal'ını adres gösterecekler.
 
Dört yıl belediyeyi yönetenler, hiç bir elle tutulur hizmet üretmemişler ama şimdi istedikleri olmadı diye mevcut yönetime sallıyorlar.
 
Sanki kendi zamanlarında rüşvet, irtikap, adam kayırmacılık hiç olmamışta, başkalarına çamur atıyorlar.
 
Peki yeni seçilenler ?, onlarda geçmişten ders almak yerine, geçmişteki yanlışlara galebe çalar haldeler.
 
Adam kayırmacılık, tasarruf tedbiri adı altında har vurup harman savurmak, neredeyse facia halini almış
 
Öyle ki, bu medya savaşlarına mevcut başkan da katılmaya karar vermiş olmalı ki, basına savunma demeçleri vermeye başlamış.
 
Çiğ yemediysen neden rahatsız oluyorsun ki sayın başkan ?.
 
Bizzat kendi açıklamanda "Halkımız doğru ile yanlışı, iyi niyet ile art niyeti ayırt edebilecek sağduyuya sahiptir." demiyormusun ?.
 
O halde her iddiaya cevap verecek olursan hizmet yapmaya nasıl zaman bulacaksın ?. Nitekim vatandaşlar sizinle görüşmek için aylar sonrasına bile randevu alamıyorlar.
 
Ne acıdır ki, Kartepe halkına bu kısır çekişmeyi reva görenler zurnanın son delikleri bile olamazken ;
 
Onları muhatap kabul edip bu kısır döngünün içersine giren saygın! yöneticileri görüyoruz.
 
Anlaşılan o ki ; heba edilen bir dönemden sonra, bu yeni dönem de heba ediliyor.
 
Örneğin, Kent meydanı ilk kez kamuoyuna tanıtıldığında en az 15 yıl sonra tamamlanabileceği öngörülüyordu.
 
Böyle giderse bırakın tamamlanmasını 15 yıl sonra ilk kazmayı vuranları kahraman ilan edeceğiz galiba.
 
Bu iş aç Arslan'ların öyküsüne dönecek bu gidişle.
 
Fıkra bu ya ;
 
Ormanın derinliklerinde Arslan'lar toplanmışlar,
-"Son yıllarda av azaldı, Maymun'a saldırsak ağaca kaçıyorlar, Fillere saldırsak fazla büyükler, Ceylanlar çok hızlı, balık tutacak halimizde yok, bu gidişle açlıktan öleceğiz" diyerek çare araıyorlarmış.
 
İçlerinden bir tanesi ;
-"En iyisi öküzlere saldıralım, onlar hantal hayvanlar tam dişimize göre ", demiş.
 
Olur mu olur, saldırmışlar öküzlere, fakat işler hiçte tahmin ettikleri gibi gitmemiş, organize olup topluca savunma yapıyorlar ve saldırıları püskürtüyorlarmış.
 
Arslanlar çaresiz, açlıktan ölecekler. "Tek çare tilki, tilki'ye soralım" demişler.
 
Sormuşlar Tilki'ye ;
-"Kolay demiş, beni öküzlerin yaşadığı otlakların prensi yapın, işinizi halledeyim."
 
Çaresiz kabul etmişler bu teklifi.
 
Tilki elinde beyaz bayrak, varmış öküzlerin yanına.
 
-"Saygıdeğer Öküz'ler, aslında Arslan'lar uysal hayvanlardır, sizi de çok seviyorlar fakat şu aranızdaki sarı öküz var ya, ona gıcık oluyorlar, verin şu öküzü kurtulun kardeşim sizde rahat edin arslanlar'da." demiş.
 
Öküz heyeti düşünmüş taşınmış, "bana dokunmayan yılan" mantığıyla, "tamam demişler verelim sarı öküzü."
 
Böylece Arslan'lar ilk ziyafetlerini huzur içersinde yapmışlar.
 
Bir müddet sonra Tilki gene gelmiş.
 
-"Bakın gördüğünüz gibi, artık Arslanlar size saldırmıyorlar, ne güzel mutlu mesut yaşıyorsunuz, fakat şu siyah benekli öküz var ya, işte o burada olduğu sürece size rahat yok arkadaş, canları çok çekiyor verin kurtulun." demiş.
 
Öküz heyeti tekrar düşünmüş taşınmış "otlağın selameti için" teslim etmişler benekli öküzü.
 
Tilki artık daha sık gelmeye başlamış, "Kuyruğu uzun olanı", "Burnu beyaz olanı", Tombul olanı" deyip, tek tek alıp gitmiş öküzleri.
 
Semirmiş Arslanlar.
 
Artık Tilki'ye gerek kalmamış, doğrudan Arslanlar gelmişler bu kez.
 
-"Hanginizi istiyorsak, canımız hanginizi çekiyorsa onu vereceksiniz" demişler.
 
Otların arasında tek tük kalmış ve tir tir titreyen öküzler anlamışlar sarı öküz'e yaptıkları haksızlığı ama iş işten geçmiş.
 
Önce ilçe elden gitti, bizdendir dedik ses çıkarmadık.
 
Sonra Belediye elden gitti, işinin ehlidir dedik görmezden geldik.
 
Belediye meclisine sızdılar, üç maymunları oynadık.
 
İlçe yönetimini dizayn ettiler, sarı öküz misali verelim gitsin dedik.
 
Öküzlüğün alemi yok, bütün bunları savunmak bana mı kaldı diyenler ;
 
Şimdi bakın bakalım çevrenize, ses çıkaracak kimse kaldı mı ? .
 
Umarım sıra size gelmez.
 
Ne güzel söylemiş üstad ; "Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az." Kıssadan Hisse.
 
Selametle.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.