AKCİĞER KANSERİ ÖNLENEBİLİR BİR HASTALIKTIR

Akciğer kanseri, tüm dünyada kanser türleri arasında en sık görülen ve en yüksek ölüm oranına sahip kanser türüdür. Tüm yeni tanı konulmuş kanser türlerinin yaklaşık %13’ünü oluşturmaktadır. Dünya genelinde hem erkeklerde hem de kadınlarda kansere bağlı ölümlerin en sık nedeni olup, tüm kanser ölümlerinin yaklaşık 1/5’inden sorumludur.

Akciğer kanseri, akciğer dokularında çeşitli nedenlerle oluşmuş anormal hücrelerin kontrolsüz çoğaldığı bir hastalıktır. Kontrolsüz çoğalan bu hücreler akciğer ile sınırlı kalabildiği gibi çevre dokulara ve akciğer dışındaki organlara da yayılabilmektedir.

Sigara Kullanımı En Sık Nedenidir

Sigara kullanımı akciğer kanseri gelişiminin en sık nedenidir, tüm olguların %90’ından fazlasına sigara kullanımı neden olmaktadır. Günlük içilen sigara sayısının fazla olması, uzun yıllar sigara kullanımı ile kanser gelişme riski artar. Sigara dumanında 4000’den fazla kimyasal madde ve 70’den fazla kanser gelişimine neden olan madde bulunduğu bilinmektedir. Kişinin sigara kullanmamasına rağmen sigara dumanına pasif olarak maruz kalması da akciğer kanseri riskini arttırmaktadır.

Sigara dışında daha az sıklıkla akciğer kanseri nedeni olabilecek olan faktörler de bulunmaktadır. Ülkemizde bazı bölgelerde bulunan, aktoprak olarak da bilinen bazı toprak ve kayalarda bulunan ince lifler olan asbest ile temas bu faktörlerdendir. Bunun dışında radon gazı , uranyum, berilyum, petrol ürünleri gibi çeşitli kimyasallara maruziyet de akciğer kanseri nedeni olabilmektedir.

Ailede akciğer kanseri öyküsünün bulunması, yüksek düzeyde hava kirliliği olan ortamda yaşama, akciğere radyasyon tedavisi uygulanması, akciğerde skar bırakan geçirilmiş hastalıklar da akciğer kanseri riskini arttıran faktörlerdendir.

Erken Tanı İçin Belirtileri Farketmek Çok Önemli

Akciğer kanserinin belirtilerine bakacak olursak; en sık uzun süreli öksürük, göğüs ağrısı, balgam miktarında ve renginde değişiklik, kanlı balgam veya öksürükle ağızdan saf kan gelmesi, nefes darlığı, ses kısıklığı, halsizlik, iştahsızlık, istemsiz kilo kaybı ile hastalarımız başvurmaktadırlar.

Bu şikayetlerle göğüs hastalıkları bölümüne başvurularında hekim hastanın tıbbi öyküsünü alır, sigara kullanımı ve diğer risk faktörlerini sorgular. Yapılan fizik muayenenin ardından akciğer grafisi ve bazı laboratuvar testleri istenir. Muayene ve akciğer grafisi bulguları ile akciğer kanserinden şüphe edilen hastalarda öncelikle bilgisayarlı tomografi çekilir. Bilgisayarlı tomografide kitle lezyon izlenmesinin ardından kesin tanı için bu lezyondan parça alınması yani biyopsi yapılması gerekmektedir. Biyopsi işlemi, lezyonun yerleşim yerine göre hava yollarına yönelik endoskopik işlem olan bronkoskopi işlemi sırasında yapılabilir veya tomografi, ultrason gibi çeşitli görüntüleme yöntemleri yardımı ile göğüs duvarından ince bir iğne yardımı ile yapılabilir.

Bu yöntemler dışında kimi hastalarda, gereklilik halinde cerrahi yöntemlerle de biyopsi alınabilmektedir.

Alınan doku parçalarının bir patolog tarafından incelenmesi sonrasında akciğer kanseri tanısı konulabilmekte ve kanserin alttipleri belirlenebilmektedir.

Akciğer Kanserinde Doğru Evreleme

Akciğer kanserinin tedavisinin doğru yapılabilmesi için doğru evreleme çok önemlidir. Akciğer kanserinde evreleme kanserin bulunduğu bölgeyle sınırlı olup olmadığı, lenf bezlerine veya diğer uzak organlara yayılıp yayılmadığı temeline dayanmaktadır.

Hastalığın seyrini etkileyen en önemli faktörler akciğer kanseri hücre tipi, kanserin evresi ve hastanın genel performans durumudur.

Akciğer kanserinin tedavisinde kemoterapi, radyoterapi ve cerrahi yöntemler tek başlarına veya birlikte uygulanabilmektedir. Uygulanacak tedaviler kanser evresine ve hastanın performans durumuna göre farklılık göstermektedir.

En Önemli Nokta Önlenebilir Olduğu

Tüm kanserler içerisinde bu kadar sık görülen ve en ölümcül olan akciğer kanseri ile ilgili vurgulamamız gereken en önemli nokta, bu hastalığın önlenebilir bir hastalık olduğudur. Akciğer kanserinin en önemli nedeni olan sigara ve diğer tütün ürünlerinin kulllanılmaması, kullanılmakta ise bırakılması akciğer kanserinin önlenmesinde oldukça önemlidir.

Akciğer kanseri tanısı almasına rağmen sigara kullanmaya devam eden hastalar da sigarayı bırakma yönünde teşvik edilmelidirler. Sigara kullanmaya devam edilmesi bu hastalarda ikinci bir kanser gelişme riskini ve uygulanan tedavilere bağlı yan etki gelişimini arttırmaktadır.

Bunun dışında hastalığın önlenmesinde radyasyon maruziyetine neden olan tetkiklerin zorunlu olmadıkça yapılmaması önerilir. Asbest, radon ve zararlı gaz ve kimyasallara çevresel veya mesleksel maruziyetin önlenmesi kanser riskini azaltabilmektedir. İşyeri solunum havasında asbest lifleri bulunan kişilerde akciğer kanseri riskinin azaltılması için koruyucu solunum maskeleri kullanılması gerekmektedir.

Ayrıca bahsetmiş olduğum akciğer kanseri belirtilerine sahip olan kişilerin bir göğüs hastalıkları hekimine vakit geçirmeden başvurmaları, hastalığın erken evrede tespit edilmesi ve hastalarımızın daha etkin tedavilere aday olabilmeleri açısından önemlidir.

Hepinize sigarasız, sağlıklı bir yaşam dilerim.

banner179
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.